Milli Takım bugün ağır eleştirilerin hedefinde. Doğrusunu söylemek gerekirse buna kimsenin itiraz etme hakkı da yok. Sonuç alamıyorsanız, eleştirilirsiniz.

Futbolun kuralı budur!. Ancak günlerdir yapılan tartışmalarda eksik kalan bir nokta var: Herkes suçlu arıyor ama çok az kişi "Nerede yanlış yaptık?

" sorusunu soruyor. Oysa bundan sadece 2 yıl önce aynı teknik direktör, büyük ölçüde aynı oyuncu grubu ve aynı futbol iklimiyle Avrupa Şampiyonası'nda neredeyse yarı finale kadar yürüyen bir milli takım vardı. Bugün ise bırakın galibiyetleri, gol atmakta bile zorlanan bir takım konuşuyoruz.

Demek ki değişen bir şeyler var. Bence işe önce saha dışından başlamak gerekiyor. Milli Takım organizasyonunun en büyük eksiklerinden biri, teknik heyetin yanında futbolu bilen ve süreci yönetecek güçlü profesyonel isimlerin bulunmamasıydı.

Bir dönem Hamit Altıntop ile Mustafa Eröğüt birlikte görev yapıyordu. Hamit Altıntop, zaman zaman eleştirilse de futbol cunun ruh halini anlayabi len, oyuncu grubuyla iletişim kurabilen Almanya ve İspanya'da dev takımlarda forma giymiş bir isimdi. Mustafa Eröğüt ise UEFA ve FIFA koridorlarında etkili ilişkileri olan, uluslararası diplomasiyi bilen bir yönetici profili çiziyordu.

Bugün ise teknik direktör Montella'nın birçok konuda yalnız kaldığı hissediliyor. Çünkü modern futbolda başarı sadece teknik direktörün omuzlarına yüklenemez. Her şeyi federasyon başkanının yapması da mümkün değildir.

Başarılı ülkeler, futbol aklını kurumsallaştırarak ilerliyor. Biz ise hâlâ birçok sorunu kişiler üzerinden çözmeye çalışıyoruz. Turnuva sürecindeki kamp planlaması da ayrıca sorgulanmalı.

Arizona tercihi başından itibaren tartışma yarattı. Elbette bunun çeşitli gerekçeleri vardı. Ancak sonuç ortada!

Bir tarafta 40-45 dereceleri bulan sıcaklıklar, diğer tarafta maçların oynandığı bölgelerde çok daha farklı iklim şartları. ... Üstelik oyuncuların uyku düzeni konusunda da sıkıntılar yaşadığı artık saklanmıyor.

Uğurcan Çakır'ın yaptığı açıklamalar bile adaptasyon sürecinin düşündüğümüzden daha sancılı geçtiğini gösteriyor. Belki kamp daha erken başlamalıydı. Belki rakiplerimizin yaptığı gibi Amerika'ya daha önce gidilmeli, organizasyona daha erken adapte olunmalıydı.

Belki de yıllardır ihmal ettiğimiz futbol diplomasisine yeniden yatırım yapmalıydık. Çünkü kabul edelim; Türk futbolu, Servet Yardımcı ve Şenes Erzik dönemlerinin ardından uluslararası futbol koridorlarında eski gücünü büyük ölçüde kaybetti. Şimdi önümüzde önemli bir süreç var.

Suçlu arama dönemi değil, ders çıkarma dönemi.2032 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı ülkemizde düzenleyeceğiz. Bugün eleştirdiğimiz oyuncuların önemli bir bölümü oturnuvada da milli formayı giyecek. Belki bazı isimler değişecek, belki bazı tercihler farklılaşacak.

Ancak asıl değişmesi gereken bakış açımız. Çünkü bu turnuvada sadece puan kaybetmedik. Prestij kaybettik, öz güven kaybettik, zaman kaybettik.

Yine de futbolun güzel tarafı şu: ' Doğru teşhis konulursa hiçbir başarısızlık kalıcı değildir. Yeter ki bu kez gerçekten nerede hata yaptığımızı konuşabilelim. ' Bu sıkıntılı süreçten birbirimize destek olarak çıkacağız.

Unutmayalım ki Ay-Yıldız bizim her şeyimiz. Yazarın Diğer Yazıları TÜ MYAZILARI Bir hoca şampiyon olarak hatırlanır!

⚽ Maçların tamamını Resmi kanallardan izlemek için tıklayınız ⚽